AŞK&İLİŞKİLER
Başından geçenler iyi bilir aşkı...
Aşk ;yakar ,acıtır,yaralar.Ne kadar kötü olsa da aşk heyecan verir insana.Ölümle yaşam arasındaki ince çizgi gibidir.Ne yaklaşabilirsin ona ne de ondan uzaklaşabilirsin. Acıtır ama onun verdiği hazdan kaçamazsın.İnsan bile bile ölüme gider sanki.Sonu bilinmeyen bir karanlık gibi.O karanlık aydınlığa yol alır mı, yoksa içinde kaybolur musun bilemezsin.Sadece yaşamak istersin.
Aşk emek istemez. Bu duygu gerçekten yaşandığında, insanı bir anda sarsar.
Gerçek aşk, bir anda ve travmatik bir biçimde başlar.
Gerçekten aşık olan kişi, fiziksel dürtülerinin denetimini sağlayamaz.
Gerçek aşk, cinselliği de barındırır.
Aşık olunan kişinin eksiklerinin kabul edildiği edildiği bir ruh hali ortaya çıkar.
İlişkiler
Birbirine aşık olan bireyler yalnızca eşleriyle heyecanlı, anlamlı olacağını düşünürler. Birlikte uyuyup uyanarak, herşeyi beraber yaparak, verdiği kadarını alacağını düşünerek sınırsız ve belki de sonsuz mutluluk beklentisi içindedirler.
Atılan adımların aynısı ötekinden de beklenir. Bir ilişkiden pişmanlık, öfke, hayal kırıklığı ve umutsuzluğun ötesinde şeyler istenir. İlişki içinde bunlar ortaya çıktığında bireyler incinmek, reddedilmek, terk edilmek ve sevgisiz kalmaktan korkarlar.
Ayrıca çiftler arasında öncesi ya da evlendikten sonra yaşanan çatışmaları ise şu şekilde genellemek mümkün; kişilerin ilişkide birbirlerine koydukları ve üstlendikleri, aldıkları pozisyonlar ve roller vardır. Bu roller tekrarlana tekrarlana ilişki içinde kalıplar oluşur. Örneğin; bazen çiftlerde biri diğerinden üst konumda olmak ister. Diğeri de aynı biçimde davranırsa bir güç çatışması mücadelesi ortaya çıkar.
Bazen de çiftler arasında karşılıklı eksiklerin tamamlandığı 'tamamlayıcı ilişkiler' kurulur.
Örneğin; karamsar-neşeli, anne-çocuk, efendi-uşak vs. gibi hiyerarşik bir ilişkidir. Çiftlerden biri verilen ya da aldığı rolü bırakmak ister de öteki bunu onaylamazsa çatışma yaşanır.
Tüm bu sorulara karşı ise çiftlerin dikkat etmesi gereken hususlar ise şöyle;
* Her birey kendini ve diğerini gözlemlemelidir.
* Bireyler arasında daha açık ve etkili bir iletişim kurulmalıdır.
* Her ilişki bir alışveriş olduğu için ilişkide sözel olmayan mesajların etkisinin iki insan arasındaki etkisi sorgulanmalı.
* Bir birey diğerine sözel olarak çok etkileyici, üzücü, kırıcı, incitici, reddedici, onaylamayıcı bir şey söylemiyor gibi görünse de ses tonu, vurgusu, vücut dili, bakışı öteki üstünde sözcüklerden daha önemli etki yaratabilir. Her tartışma sanki gerçekten konuyla ilgiliymiş gibi düşünülür. Tartışma-uzlaşma, biçiminde aynı 'film' defalarca en baştan tekrarlanır. Burada önemli olan içeriğin dışına çıkabilmektedir.
* Kişiler tartışmayı ve konusunu bir kenara bırakarak ilişkileri ve bu olanlar hakkında konuşmalıdırlar. Bir anlaşmazlık/problem durumunda bile ''karşımdaki de benimle aynı şeyi düşünmeli, o da bunları yaşadı, konu hakkındaki bilgimiz aynı'' diye kabul ederse ve karşıdaki durumu düzeltmezse, öteki buna kırılıp darılabilir. Yine benzer biçimde ''tek doğru, tek gerçek var, oda benim bildiğim. O bunu göremiyorsa ya mantıksızlığın ya da beni sevmemesinin sonucudur'' diye bir kalıp yargıyla olay kısır döngülerle tekrar başlayacaktır.
* İlişkide her iki taraf birbirini olduğu gibi kabul etmelidir. Asıl önemlisi kişiler öncelikle kendileriyle ilişkilerini sorgulamalılar.
* Açık/etkin iletişim
* Esnek güç dağılımı
* Her bireyin kendisi olması hakkında bir seçme özgürlüğü
* Yapıcı uyarıları değerlendirmek, olumsuzları da rahat karşılamak.
* Sıkıntılar karşısında stres yaşanmasına tolerans göstermek, bir tek karşıdakini sorumlu görmemek Zaman içinde değişim göstermek, uyumu korumak.
Kaynak: http://ask-iliskiler.mahmure.com/iliskiler/ideal-iliski-nasil-olmali/1070271/4



0 yorum: